Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Muhammed’in siyasi zekası…

“Ekonomik olarak kendi çevresinden sökülmüş bulunan ve tamamıyla Medineliler’e tabi olmak istemeyen muhacirler yapabilecekleri tek mesleğe, yani geçimlerini silahla sağlamaya girişti. Allah’ın Resulü’nün müminleri tüccar kervanları üzerine gazaya sevk edişi, Avrupalı yazarların eleştirilerine neden olmuştur. Fakat, o devrin şartları ve Araplar’ın ahlak anlayışına göre, baskın tabii ve meşru bir işti. Bunu onaylaması peygamberi küçültmez. Mekke ticaretine karşı seferler iki gayeye hizmet etti. Bunlar, bir taraftan, Mekke etrafında bir kuşatma çemberi kurulmasını sağladı, sadece bu, en sonunda şehri yeni dini kabule zorlayabilirdi. Söz konusu seferler, diğer taraftan, Medine’deki Ümmet7in kudret, servet ve itibarını artırdı. 624 Martı’nda, Hz. Muhammed’in reisliğinde 300 Müslüman bir Mekke kervanını Bedir’de yakaladı. Müslümanlar pek çok ganimet kazandı, başarıları Kuran’da Allah’ın bir inayeti olarak bahsedilir. Bedir Muharebesi cemaatin istikrar bulmasına yaradığından başka yeni bir vahiy tarzının da başlangıcı oldu. Bu olaydan itibaren Medine’de vahiy olunan ayetler Mekke&dekilerden çok farklıdır ve devlet idaresi, ganimet dağıtım ve benzeri meseleleri ele alır. Bedir muzafferiyeti Müslümanların Yahudiler’e daha sonra da Hıristiyanlara karşı harekete geçmesini mümkün kıldı. Bu sonuncular, âhir zaman peygamberinin gelişi hakkındaki kehanetleri gizlemek amacıyla kendi din kitaplarında tahrifat yapmış olmakla itham edildi. Bizzat İslamiyet değişmeye başladı. Hz. Muhammed artık açıkça yeni bir din yayıyordu; kendisi de Hatem’ül Enbiya idi. Mekke’deki Kabe’nin hac yeri olarak kabulü neticesinde şehrin fethi bir dini görev oldu”.

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.64)