|
|
Göçebelerin en büyük tanrısının adı Allah idi “Göçebelerin dini, şeytanlara tapma esasına dayanıyordu. Bu ise, eski Samiler7in putperestliğiyle ilgilidir. Tapılan varlıklar, köken itibariyle, ağaçlarda, pınarlarda ve özellikle kutlu taşlarda yaşayan, belirli yerlerin sakinleri ve efendileriydi. Gerçek anlamda bazı tanrılar mevcut olup, bunların nüfuzu kabile inançları çerçevesini aşıyordu. En önemlilerinden üçü Menât, Uzza ve Allat idi iki bu sonuncusunu Herodotos zikreder. Bu üç tanrı, genellikle daha yüksek bir tanrıya, Allah’a tâbi bulunuyordu. Kabile dininde gerçek bir ruhban sınıfı yoktu; göçebeler ilahlarını, kutsal emanet teşkil etmek üzere, bir kırmızı çadırda taşır ve savaşa giderken bunu yanlarına alırdı. Dinleri şahıs değil toplum diniydi. Kabile inancı, çoğu zaman bir taş, bazen de başka bir eşya ile sembolleştirilmiş kabile tanrısı etrafından toplanırdı. Tanrı şeyhin evinde saklanır ve böylece ev dini itibar kazanırdı. Tanrı ve ona tapınma kabile aidiyetinin timsali, kabile birlik ve uyumunun tek fikri ifadesiydi. Kabile dinine uyma siyasi itaati gösterirdi. Dini inkar ihanetle birdi”. (Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.42) |