|
|
Orta ve Kuzey Arabistan’ın tarihi “Orta ve Kuzey Arabistan’ın tarihi (güneye göre b.n.) çok başkadır ve bu hususta bilgi pek azdır. Asuri, İbrani ve Fars kaynaklarının Orta ve Kuzey Arabistan’daki göçebe kavimlerinden ara sıra söz ettiklerini gördük. Güney Arabistanlılar’ın, muhtemelen ticaret amacıyla, kuzeyde de sınırlı ölçüde sömürgecilik faaliyetinde bulundukları anlaşılıyor. İlk ayrıntılı bilgi klasik çağda elde edilir. Bu devirde Helenistik tesirlerin Suriye’den içerilere nüfuz etmesi ve Batı Arabistan ticaret yolunun zaman zaman işletilmesi sonucunda, Suriye’de ve Kuzey Arabistan Çölü’nde bir sürü yarı medeni sınır devleti meydana gelmişti. Bu devletler köken itibarıyla Arap olmalarına rağmen, Yunanlaşmış Arami kültürünün kuvvetli etkisi altında bulunuyor ve kitabelerini genellikle Arami dilinde yazıyordu. Araplıkları yalnızca şahıs adlarında belirir. Bunların ilki ve belki de en önemlisi Nabati devletidir. Bu devlet en kudretli devrinde, Kuzey Hicaz’ın büyük bir parçasını kaplamak üzere, Akabe Körfezi’nden Akdeniz’e kadar yayılan bir sahaya hakim olmuştur. Kitabelerden tanınan ilk kral, M.Ö. 169’da adı geçen Aretas (Arapça Hârisa9’dır. Başkenti, bugünkü Ürdün Krallığı topraklarında bulunan Petra idi. Nabati Krallığı’nın Roma ile ilk temasa geçişi, M.Ö. 65 yılında Pompeius’un Petra’yı ziyaret etmesiyle oldu. Romalılar Arap krallığıyla dostane ilişkiler kurdu. Bu krallık Roma İmparatorluğu’nun doğudaki topraklarıyla asi çöl arasında bir çeşit tampon devleti görevi görüyordu. M.Ö. 25-24’te Aelius Gallus’un seferinde, Nabati Krallığı bir üs olarak kullanıldı. Yemen’i zaptetmek üzere Augustus tarafından gönderilen bu askeri sefer, Romalılar’ın Arabistan’a nüfuz etmek amacıyla yaptıkları tek girişimdir. Bunun nedeni, Hindistan ticaret yolunun güney kapısını denetim altına almaktı. Kızıldeniz kıyısındaki Nabati limanından gemiye binen Aelius Gallus Yemen’de karaya çıkarak, ülkenin içine kadar ilerlemeyi başardı. Bununla beraber, sefer tam bir bozgunla sonuçlandı ve Romalıların ezik bir şekilde geri çekilmesiyle sona erdi. M.S. 1. yüzyılda Roma Nabati ilişkileri bozuldu ve M.S. 105’te İmparator Traianus Kuzey Nabatya’yı, Palaestina Tertia adıyla tanınan bir roma eyaleti haline getirdi. Sınır eyaletlerinde yaşayan Araplar’dan, Roma İmparatorluğu’na hiç olmazsa bir imparatorun, M.S. 244’ten 249’a kadar hüküm süren Filipus’un yetiştiğini burada kaydedelim. Onun hemen ölümünü izleyen devirde, Güneydoğu Suriye’ninAramileşmiş Arap sınır devletlerinden ikincisi doğdu. Bu, Suriye-Arabistan çölünde, yine batı ticaret yolunun başlangıç noktasında kurulmuş olan Palmira Krallığı’dır. İlk hükümdarı, İranlılara karşı harpte yaptığı yardıma ödül olarak, İmparator Gallienus tarafından M.S. 265’te kral olarak tanınan Odenathus’tur (Arapça Uzayna). Onun ölümünden sonra, yerine dul karısı ünlü Zenobia (Arapça Zeyneb) geçti. Bu kadın, bir süre, Yakındoğu’nun büyük bir parçasının kraliçesi olmak iddiasında bulundu ve klasik kaynaklarda, muhtemelen Arapça Vahballat’tan bozma, Athenodorus adıyla tanınan oğlunu Caesar Augustus ilan etti. İmparator Aureianus nihayet harekete geçerek M.S. 273’te Palmira’yı zaptetti, krallığı ortadan kaldırdı ve Zenobia’yı altın zincirlere vurup, bir zafer alayında harp esirleri arasında yürümek üzere, Roma’ya gönderdi. Roma yıllıklarında kısa müddet şanlı bir yer işgal etmelerine rağmen, bu iki devlet devamlı olmadı. Bunlar Güney Arabistan krallıklarının sağlamlık ve iç ahengine sahip olmadıkları gibi, başlıca göçebe ve yarı göçebe kavimlere dayanıyordu. Önemleri, Roma’dan başlayıp Batı Arabistan’ı keserek Uzakdoğu’ya giden ticaret yolları üzerinde bulunmalarından, bir de romalılar7ı çöl sınır bölgelerine askeri savunma kuvvetleri yerleştirmek gibi güç ve pahalı bir külfetten kurtaran tampon devletleri vazifesi görmelerindendi”. (Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.37) |