|
|
İskender’in fethinden sonra Güney Arabistan
“İskender’in fetihleri neticesinde Akdeniz ülkelerinin Ortadoğu ile temasa
geçişinden itibaren, Yunan kaynaklarının Güney Arabistan hakkında daha çok bilgi
vermesi, bu bölgeye duyulan ilginin arttığını gösterir. Mısır’daki Ptolemaioslar
Kızıldeniz’e gemiler göndererek, Arabistan kıyılarında ve Hindistan ticaret
yollarında keşif seyahatleri yaptırdı. Onların Yakındoğu’daki halefleri bu
ilgiyi muhafaza etti. M.S. 5 yüzyıl sonuna doğru, Sabâ Krallığı adamakıllı
gerilemiş bir durumdaydı. Müslüman ve Hıristiyan kaynaklarından anlaşıldığına
göre, bu krallık diğer bir güney Arabistan kavmi olan Himyeriler’in hakimiyeti
altına girmişti. Himyeri krallarının sonuncusu Zû Nuvas Museviliği kabul etti ve
Bizanslılar’ın Yahudiler’e zulüm yapmasına misilleme olarak, Güney Arabistan’da
yerleşmiş bulunan Hıristiyanlara karşı baskı tedbirleri aldı. Bu ise, Bizans’ta
ve o devirde artık bir Hıristiyan devleti olan Habeşistan’da karşıt hareketler
doğurdu. Habeşler zulme uğrayan Hıristiyanların intikamını almak ve Hint
ticaretinin kilit noktasını ele geçirmek için bunu fırsat bildi. Sabâ Krallığı,
mahalli Hıristiyanların desteğinden de yararlanan Habeşler’in istilası sonucunda
sona erdi. Yemen’de Habeş hakimiyeti uzun sürmedi. M.S. 575’te İran’dan gelen
bir ordu ülkeyi işgal ederek burasını, büyük bir güçlüğe uğramaksızın, bir
satraplık haline getirdi. Pers hakimiyeti de geçici oldu, İslam zaferleri
başladığı zaman bu hakimiyetten hemen hiçbir iz kalmamıştı”.
|