Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Arabistan’ın ilk zamanlarına ilişkin ne biliyoruz?

“Mısır, Filistin ve Mezopotamya’da olduğu gibi Arabistan’da da arkeoloji kazıları yapılıncaya kadar, bu ülkenin ilk devir tarihi karanlıkta kalmaya mahkumdur. Araştırıcı yarı kurulmuş ve yarı yıkılmış varsayımların döküntüleri arasında emniyetli bir şekilde yol almak zorundadır; tarihçi elindeki az bilgi malzemesiyle, bu varsayımları ne tamamlayabilir, ne de reddedebilir. Bunların en tanınmışı, en seçkin iki öncüsünün adlarını taşıyan Winckler-Caetani kuramıdır. Buna göre, Arabistan önceleri çok verimli bir ülke ve Sami kavimlerinin anayurduydu. Yarımada binlerce yıl devamlı bir şekilde kurumaya, servet kaynaklarıyla su yollarının tükenmesine ve ziraata elverişli toprakların çöl tarafından kaplanmasına maruz kaldı. Üretim gerilemesiyle birlikte nüfus sayısında artış, aşırı nüfus birikmesi buhranları doğurdu, bunun neticesinde de yarımadada yaşayan Sami kavimleri zaman zaman komşu ülkeleri istila etti. Süryaniler, Aramiler, Kenanîler (Fenikelilerle İbraniler dahil) ve nihayet bizzat Arapları Bereketli Hilal ülkelerine yönelten bu buhranlardır. O halde, tarihteki Araplar eski çağlarda meydana gelen büyük istilaların, bunlardan farklı nitelik göstermeyen bir artığıdır.

Arabistan jeoloji bakımından henüz esaslı bir şekilde incelenmemiş olmasına rağmen, söz konusu kuramı destekleyici bazı deliller ve bu arada, kurumuş su yolları ve ülken eski verimliliğine işaret eden diğer belirtiler elde edilmiştir. Bununla beraber, kuruma olayının yarımadada beşeri hayatın başlamasından sonra meydana geldiği yahut da beşeri olaylara doğrudan etki edecek kadar hızlı geliştiğine dair kesin bir delil mevcut değildir. Kuramı destekleyen bazı filolojik deliller de vardır. Nitekim, Arap Dili bir edebiyat ve kültür ifade vasıtası haline gelişte her ne kadar Sami dillerinin en yenisiyse de, morfoloji itibariyle bunların en eskisi ve bu sebeple aslı proto-Semitik dile en yakın olanıdır.  Bir karşı varsayım İtalyan bilim adamı Ignazio Guidi tarafından ileri sürülmüştür. Bu bilim adamı, Samiler7in anayurdunun Güney Mezopotamya olduğunu ileri sürer ve Sami dillerinde ‘ırmak7 ve ‘deniz’ anlamlarını ifade için ortak kelimeler olduğu halde, dağ ve tepe için ayrı kelimeler bulunduğuna dikkat çeker. Bazı bilim adamları ise, Samiler’in Afrika veya Doğu Anadolu’dan çıktığını kabul eder”.

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.33)