|
|
Arap yarımadası kaça ayrılır? “Araplar yarımadanın ortası ve kuzeyini, geleneksel olarak üç bölgeye ayırır. Bunların ilki Tihâme’dir; bu ‘alçak ülke’ manasına gelen bir Sami kelimedir ve Kızıldeniz kıyısının dalgalı ova ve meyilleri için kullanılır. Doğuya doğru uzanan ikincisi Hicaz veya Sed’dir. Bu terim önceleri kıyı ovasını Necid Yaylası’ndan ayıran dağ silsilesi için kullanılırken, daha sonra bizzat kıyı ovasının büyük bir kısmı Nufûd Çölü olan Necid iç yaylası uzanır. En eski
çağlardan itibaren, Arabistan Akdeniz ülkeleriyle Uzakdoğu arasında bir geçit
sahası oldu. Yarımadanın tarihini, geniş çapta, doğu batı bağlantı koşulları
belirlemiştir. Arabistan içinde ve Arabistan üzerinden yapılan ulaşım,
yarımadanın coğrafi yapısına uyarak, belirli hatlar takip etti. Bunların ilki,
Kızıldeniz limanlarından ve Filistin ile Ürdün sınır mevkilerinden başlayıp,
Kızıldeniz kıyı dağlarının iç yamacı boyunca Yemen’e doğru uzanan Hicaz yoludur.
Yakındoğu’da İskender ve haleflerinin imparatorluğu ile daha içerideki Asya
ülkeleri arasında gidip gelen kervanlar, çeşitli zamanlarda bu yolu takip etti.
Hicaz demiryolunun da güzergahı budur. İkinci yol, Yemen’in kuzeydoğu ucundan
Vâdi’d-Devâsir boyunca Orta Arabistan’a uzanır, orada başka bir yolla, Vâd’r-Rumma
ile birleşerek Güney Mezopotamya’ya yönelir. Bu yol, eski çağlarda, Yemen ile
Asur ve Babil medeniyetleri arasında başlıca bağlantı aracı oldu. Nihayet,
Vâdi’s-Sirhân Orta Arabistan’ı Cavf vahaları üzerinden Güneydoğu Suriye’ye
bağlar.” |