Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Muhammed eski yas törenlerindeki neleri değiştirdi?

“Hz. Muhammed hadislerinde Araplar’daki bu âdeti (İslâm öncesi âdetleri, b.n) belirli aşamalarda kaldırmıştır. Ancak bu dini kurallar içinde yasaklanmış, mersiye söyleme işi devam edegelmiştir.

Yasaklamanın sebebi ise eski âdetlerin ve batıl addedilen inançların yeniden ortaya çıkmasını engellemektir. İlk zamanlarda ölüm hadisesinin duyurulmasının yasaklandığı, zamanla bu hareketin kaldırıldığı ve şaşaalı olmamak kaydıyla izin verildiği bilinmektedir.

Kabir ziyareti de bu yasaklardan ilk devirlerde nasibini almış daha sonraları ‘ahireti hatırlattığı için’ belirli bir adaba göre serbest bırakılmıştır.

Mersiye söyleme işinin de kaldırılmaya çalışıldığını, ısrar edenlere karşı zor kullanıldığını da biliyoruz. Ancak bu olayın önünün alınamadığı da bir gerçektir.

Bütün bu yasaklamaların arkasında yeni dinin kurumlarını yerleştirmek, diğer din ve anlayıştaki milletlerden farklı olmak düşüncesi yatmaktadır. Hz. Peygamberin zaman zaman saçlarını uzatıp kısalttığı ve insanları ibadete çağırma şeklinin nasıl bir istişare ile kabul edildiği bilinmektedir. Buna benzer bir hadise de cenaze defni sırasında meydana gelmiştir.

Buradaki maksat Yahudiler’le Müslümanlar’ın farklı olduklarını ortaya koymaktır. Günlük hayatta töre ve törenlerde İslâmi şekli oturtmaya çalışmak ve İslâmî bir tavır sergilemek gerekli görülmüştür.

Bir bakış açısına göre Hz. Peygamber Araplar’daki bütün değerleri sıfırlayarak yeni bir millet ve kültür meydana getirmemiştir. İbadet şekli ve kurallarıyla birlikte toplumun bozulmuş değerlerini değiştirmiş, artı-olumlu değerlerine karışmamıştır.

Mersiye, Araplar’ın, özellikle Arap kadınlarının vazgeçemeyeği bir hadisedir. O, kültürün sert kısmını oluşturmaktadır. Dolayısıyla peygamber birkaç kadına bu hususta esnek davranmıştır. Sahra çölünde yaşayan Araplar’ın ağıtlarından alınan bir örnek ise eski geleneği devam ettirmekte fakat içinde isyan ve küfre götürecek sözlerin yerine kader inancını pekiştiren sözlerle İslâmî bir hüviyet de kazandırılmaktadır. Bu yönüyle o bir sentezin ifadesi olmaktadır.

O şimdi nerede? Atı geri geldi, kendisi dönmedi! Silahı geri geldi, kendisi gelmedi!

O, kendisi için taktir edilen günde öldü.

Çadırım boş, kalbim soğuk, aslanım nerede kaldı? Onun gibi birini nereden bulurum?

(Erdoğan Altınkaynak, Azerbaycan Türkleri Kayseri Avşarları ve Araplarda Ağıt Söyleme Gelenekleri İle Bunların Mukayesesi, Türk Dünyası dergisi, Sayı 21, Yıl 2001)