Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Araplar’da yas tutma ve ağıt geleneği var mı?

“Araplar’ın Ortadoğu ve Afrika’nın Akdeniz yakasında yaşadıklarını, bir kısmının Afrika’nın ortalarında kaldığını biliyoruz. Coğrafyalarını İran’dan Cezayir-Tunus’a kadar alıyoruz.

Ağıt ve yas konusunda bizim için en fazla kaynak bulabildiğimiz milletlerden biri Araplardır. Gerek hadis kitapları ve gerekse tarih kitapları, ağıt yakma, ağlama, taziye, cenazenin defni, yas alameti vb. gibi konularda son derece detaylı bilgi vermektedir.

Övme ve yerme dışındaki en önemli Arap şiiri konusu ölümdür. Destanlara pek rastlanmaz çünkü böylesi bir destan meydana getirecek tarihi olayları olmamıştır.

Şairin sevdiği veya kabilesi tarafından birinin ölümü üzerine söylenen ağıtlar (mersiye), müstakil bir nevi alarak Arap Edebiyatı’nda ilk şekilleri dini nitelikli olarak mevcut idi.

Kabilenin bu ölüm yüzünden tuttuğu yası artıyor, ölüye ağlayan ‘nevha-gerler’i coşturuyordu.

İlk Arap şairleri dini-sihrî bir niteliğe sahiptirler. ‘Şair’ kelimesinin lugat manası da ‘bilici-tanıtıcı’dır. Şairler halkın inançlarına göre, her kabilenin kendine ait olan tanrı veya koruyucu ruhu olan ‘cin’lerinden ilham alarak ‘hica’lar meydana getirirler.”

(Erdoğan Altınkaynak, Azerbaycan Türkleri Kayseri Avşarları ve Araplarda Ağıt Söyleme Gelenekleri İle Bunların Mukayesesi, Türk Dünyası dergisi, Sayı 21, Yıl 2001)