Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Halife Müstaîn: Türkler sözün nereye varacağını bilmez!

“Sâmerrâ’da da işler karışmıştı; halk hapishanedeki tüm mahpusları salıvermişti. Bunun üzerine bir grup Türk komutan Halife’ye adam gönderip ‘tekrar Sâmerrâ’ya dönmesini istediler ve suçlarını itiraf ettiler. Ayrıca bundan sonra ne kendilerinin, ne de emsallerinden birinin, halifenin tasvip etmediği bu tür eylemlere başvurmayacaklarına dair teminat verdiler.

Ancak Halife Müstaîn bunlara şu karşılığı verdi: ‘Siz isyankâr ve düzen bozucu bir topluluksunuz, siz nemiten kadrini bilmeyen nankör insanlarsınız!. Ve ardından Halife Müstaîn onları affettiğini ilan edince içlerinden biri: ‘Madem razı olup bizi affettin, o zaman kalk ve bizimle bin, Sâmerrâ’ya gidelim, zira bütün Türkler seni orada bekliyor’ dedi.

Bunun üzerine Halife’nin adamlarından Arap asıllı biri ayağa kalkıp bu sözleri sarfeden Türk’ün te’dip edilmesini emretti ve şunları söyledi: ‘Halife’ye kalk ve bizimle bin denilir mi hiç!’

Ancak Halife olaya müdahale etti ve dostuna ‘Hayır, zira bunlar Arap asıllı bir millet değillerdir, onun için sözün nereye varacağını bilmezler’ dedi. Bu ifadelerde Türkler’in kaba ve o günkü medeniyetin gerisinde olduklarına dair işaretler vardır.”

(Saîd Abdülfettâh Âşûr, Araplar ve Türkler Arasında İlk Tanışma, Türk-Arap Münasebetleri, s.308)