Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Moğollar geldi... Bağdat düştü, halife öldürüldü...

"Yakındoğu'da Haçlılar'ın uzun süre devam eden etkileri ticaret üzerinde görülmektedir. Onların hakimiyetleri altındaki Doğu limanlarında Batılı tüccar kolonileri büyük bir gelişme gösterdi. Müslümanların tekrar fethinde bu tüccarlar bulundukları şehirlerde kaldı ve ithalat ve ihracatı göze batacak bir şekilde geliştirdiler. Selahaddin 1183 yılında Bağdat Halifesi'ne yazdığı mektupta onların ticari faaliyetlerini teşvik etmesinin nedenlerini şu sözlerle açıklıyordu: 'Venedikliler, Cenovalılar ve Pizalılar Batının kıymetli mallarını veözellikle silah ve savaş malzemelerini Mısır'a getirmekteydiler. Bu durum Müslümanların yararına ve Hıristiyanların zararınadır.'

Avrupa'da bu ticarete karşı olan kilisenin, bu ticareti yapanları aforoz edeceği tehditleri bir sonuç vermiyordu. Bu sırada İslam alemi için yeni ve daha korkunç bir tehdit Doğu'da ortaya çakıyordu. Uzakdoğu Asya'da çetin bir iç mücadeleden sonra Cengiz Han göçebe Moğol kitlelerini birleştirdi ve onların insanlık tarihinin en büyük istila hareketlerinden birine sevk etti. 1220 yılında Moğollar bütün Maveraünnehr'i zapt etti. 1221'de Cengiz Han Ceyhun'u geçerek İran'a girdi. Onun 1227 yılında ölümünü istila hareketinin duraklaması izledi fakat asrın ortalarına doğru batıya doğru yeni bir saldırı harekatı başladı. Moğol Prensi Hülagü Ceyhun'u geçti; Moğolistan'ın Büyük Hakanı, Mısır'a kadar bütün İslam ülkelerinin fethini ona verdi. Hülagü'nün kuvvetleri bütün direnişleri kırarak, önüne çıkan her şeyi ezerek ve hatta daha önceki bütün hücumlara karşı koymuş olan İsmaililer'i bile perişan ederek İran'ı çiğneyip geçti. Hülagü 1258'de Bağdat'ı zaptetti, halifeyi öldürdü ve Abbasi hilafetine son verdi. Her ne kadar yozlaşmış ise de İslam'ın yasal merkezi ve birliğin sembolü olarak devam eden bu büyük tarihi kurumun yıkılması İslam Tarihi'nde bir devrin sonunu belirtmektedir. Bununla beraber bu darbe diğer bir görüşün ileri sürdüğü kadar büyük olmadı. Zaten halifeler uzun zamandan beri iktidarı kaybetmişlerdi. Merkezdeki ve eyaletlerdeki sultanlar, yalnız kuvvetlenmekle kalmıyor, halifelere özgü ayrıcalıkları bile kullanıyorlardı. Bu durumda Moğollar daha önce ölmüş bir kurumun hayalini ortadan kaldırmaktan daha fazla bir şey yapamadılar."

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.223)