Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Kuran’ın edebi değeri

“Kuran, Arap Edebiyatı’nda nesir olarak ilk örnektir. İslam hakimiyetinin ilk devirlerinde Kuran edebiyat ve denemede nesir ve secîli nesrin temeli olmuştur. Ünlü Arap yazarı Amr b. Bahr el-Câhız (öl.869) köken itibariyle Basralı olup siyahi bir kölenin torunuydu. El-Câhız’ın ilhamının çeşitliliği, özgünlüğü ve çekiciliği ona Arap edebiyatında özel bir yer vermektedir. İlim ve öğrenim başlangıçta dinden kaynaklanıyordu.; gramer ve lügatçilik Kuran’ı anlamak ve açıklamak ihtiyacından doğmuştur. Medine’deki eski mektebin mensupları hadîsin derlenmesi ve şeriatın oluşumunda olduğu gibi gerçek dini ilimler üzerinde uzmanlaştı. Bu son faaliyet, hadîsin hukuki ve biyografik temellerine dayanan İslami hukuk ve tarih mekteplerinin doğması sonucunu verdi. Bunlardan ilki şeriatın çok geniş bir şekilde toplanmasını sağladı. Araplar’da tarih Hz.Muhammed’in hayatını saptamakla başlar ve İslam öncesi sözlü geleneğin derlenmesiyle zenginleşir. Daha sonra özellikle Sasani sarayının Müslümanlığı kabul etmiş olan İran asıllı tarihçileri, tarihçiliği Araplar’a tanıttı. Araplar sağlam bir tarih anlayışına sahipti ve kısa zamanda ciltlerce dünya, yerel, aile, kabile ve kurumlar tarihi gibi çeşitli alanlarda tarihler yazdılar. Bu ilk Arap tarihi eserleri hadisin ‘Compendia’sı tarzında yazılmış kaynak kitaplardan biraz daha farklı olup, râviler zincirinin naklettiği görgü tanığı tasvirlerini içermekteydi. Hikayeci ve bazen eleştirel tarzda yazılan tarihler, en büyük Arap tarihçisi ve belki de Ortaçağ’ın en büyük tarih felsefecisi İbn haldun’un (1332-1406) eserinde zirveye ulaştı.”

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.197)