|
|
İspanya’da Müslümanlık Devri’nin değerlendirmesi “İspanya Müslümanlığı parlak devrinde muhteşem bir manzara arz ediyordu. Araplar yarımadanın hayatını birçok bakımdan zenginleştirdi. Ziraatta ilmi sulama sistemi ile birlikte turunçgiller, pamuk, şeker kamışı ve pirinç dahil, birçok yeni ürünü İspanya’ya getirdiler. Arazi rejiminde yapılan değişiklikler Arap hakimiyetindeki İspanya’da zirai refahın yükselmesinin başlıca nedenlerindendi. Tekstil seramikçilik, kağıt yapımı, ipekçilik ve şeker üretimi gibi birçok endüstri kollarını geliştirdiler; altın, gümüş ve diğer önemli madenlerini işletmeye açtılar. Yün ve ipek ürünleri Kurtuba, Malaga ve Almeria’da, seramikçilik Malaga ve Valensiya’da, halıcılık Beza ve Calcena’da, kağıtçılık (Uzakdoğudan ithalat) Jativa ve Valensiya’da yapılıyordu. Tekstil sanayisi, diğer Müslüman ülkelerinde olduğu gibi esas endüstriyi oluşturuyordu; yalnız Kurtuba’da 13 bin dokumacının bulunduğu bilinmekteydi. İspanya Müslümanlığı doğu ile faal bir ticarete girişmişti. Endülüs limanlarından kalkan tüccar gemileri, kendi ürettikleri eşyaları Akdeniz ülkelerine taşıyorlardı. Başlıca pazar yerleri Kuzey Afrika’da ve Mısır’da bulunuyordu. Ayrıca İstanbul tüccarları da, Hindistan ve Orta Asya’ya satmak için onlardan mal alıyorlardı. Ziraat ve zanaat kollarında kullanılan çok miktarda Arapça kelime Arap etkisinin kuvvetini açıkça ortaya koymaktadır. Hatta siyasi hayatta bile İspanya’da yerel ve askeri idarede pek çok Arapça deyimin kullanılması Arap geleneğinin devam ettiğini göstermektedir. Sevilla’daki Alcazar Sarayı’nı restore ettiren 14. yüzyılın bir Hıristiyan kralı, bu çalışmayı Arapça kitabede şöyle dile getirmektedir: ‘Tanrıya şükürler olsun Sultan Don Pedro.’ Yeni fatihlerin paraları uzun müddet Arap stilini muhafaza etmiştir. İspanya Müslümanlığı’nın, uzaklığına ve yerel özelliklerinin bulunmasına rağmen netince itibarıyla bağlı bulunduğu klasik Arap geleneğine önemli katkısı olmuştur. Eski Grek kültür mirası bile İspanya Arapları’na yerel kaynaklar yerine özellikle 2.Abdurrahman’ın hükümdarlığı sırasında Doğu’daki çeviri merkezlerinden getirilen kitaplar aracılığıyla ulaşıyordu. Yerel etki daha çok lirik şiirde kendini gösterir. Bu sahada İspanya Arapları Doğu Müslümanlığı’nın bilmediği yeni şekiller oluşturdu ve İspanyol Hıristiyan şiiri üzerine, hatta muhtemelen diğer Batı Avrupa edebiyatları üzerinde önemli ölçüde etki bıraktı. İspanya Müslümanları’nın esas etkisi, başlangıçta Yakındoğu’nun Arap ve Bizans üslubu üzerine temellendirilen ve daha sonra yerel etkilerin altında gelişen yeni, şahsi ve özgün olma özelliği sanat mimaride açıkça görülmektedir. 1.Abdurrahman zamanında yapımına başlanan ünlü Kurtuba Camisi yeni İspanyol-Mağrub üslubunun başlangıcıdır. Bundan sonra Sevilla’da Giralda ve Alcazar, Gırnata’daki Elhamra gibi sanat şaheserleri yapıldı. İspanya tarihçileri Arap egemenliğinin İspanya hayat ve kurumları üzerindeki devamlı etkileri hususunda tahmin edilebileceği gibi fikir birliği halinde değiller. Modern tarihçi Sanchez Albornoz bir denemesinde acıklı sonuçları bir bir saymaktadır. Ona göre İslam7ın ilerlemesini durdurmak ve daha sonra uzun süren ülkeyi tekrar zapt etme gayretleri İspanya Hıristiyanları açısından devamlı zararlı sonuçlar vermiştir. Bu zararların ilki ülkenin siyasi (olarak, b.n.) parçalanmasıdır. Roma egemenliği zamanında gelişen siyasi birlik, Hıristiyanların memleketi ve en sonunda da İspanyollar’ın eski partikülarizmi yeniden canlanarak siyasi gelişme ve merkezileşme bakımından Avrupa’daki diğer ülkelerin gerisinde kalmasına neden oldu. Buna paralel olarak bu mücadelelerde harcanan enerji ülkenin ekonomik bakımdan geri kalmasına neden zemin hazırlamıştır. Ticaret ve sanayi bakımından bu şartlarda gelişme imkanı da pek azdı. Çünkü İspanya, Arap egemenliği sırasında bağlı olduğu Afrika ve Akdeniz dünyasından çıkarak Batı Avrupa dünyasına girmişti. Bu dünyaya yeni katılması nedeniyle gelişme hareketinin sonlarında yer almış bulunuyordu. Sanchez Albornoz netice olarak şu konuyu belirtiyor: ‘İspanya’da Arap egemenliğinin kötü etkisi yalnız iktisadi ve siyasi hayatı geriletmekle kalmadı, aynı zamanda İspanyol ruhunda saklı kalmış reaksiyonları ortaya çıkardı.’ Tekrar zapt etme gayretinin uzaması bir savaş düşüncesinin ve politik şuurun zayıflamasının meydana geldiği bir macera ruhunun doğması sonucunu verdi. İspanyollar enerjilerini imparatorluğun verimsiz seferlerinde hesapsız şekilde harcadılar. Diğer yandan her bir dini karakteri, İspanyol siyasi hayatının zehiri olan papaz sınıfının ve onların etkilerinin sağlıksız bir şekilde gelişmesine yol açtı. Araştırmacılar şu noktalara da işaret etmektedirler: İslam medeniyeti şüphesiz kendi zamanında Batı Avrupa’daki diğer medeniyetlerden daha gelişmiş ve zengindi. Ancak bu durum söz edilen zararları bertaraf etmeye yetmemiştir. Çünkü bu medeniyetin unsurlarının çoğu Araplar’la birlikte ülke dışına atılmış ve yerine Müslüman güneyin muhteşem kültüründen ziyade fethedilmemiş kuzeyin geri, fakir bağımsız devletlerinkine dayanan Hıristiyan İspanya’nın kısır kültür hayatı geçmiştir.” (Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.185) |