Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

İmparatorlukta gerileme belirtileri

“Bu dikkate değer medeniyetin gerilemesinin ilk belirtileri siyasi birliğin yapısında kendini gösterir. Bazı isyanlara rağmen Mansur’un imparatorluğu, Abbasi iktidarının zirvesi kabul edilen Harun’ur-Reşîd (786-809) devrine kadar sarsılmaz gibi görünüyordu. İlk Abbasi halifeleri, kendilerini iktidara getirmiş olan İran aristokrasisi ile iyi geçiniyordu. İranlı Bermekî Ailesi, bir vezir hanedanı olma sayesinde mühim bir rol oynadı. Harun’ur-Reşîd’in son yıllarında menşei ve ayrıntıları bilinmeyen birtakım şartlar bu aileye iktidarı, serveti ve hayatı kaybettirdi.

Harun’un ölümü ile uzun zamandan beri küllenmiş olan olaylar patlak verdi ve bu büyük halifenin iki oğlu Emîn ve Me’mun arasında iç savaş çıktı. Emin’in askeri kuvvetleri özellikle merkezde ve Irak’ta bulunan kuvvetlerden meydana geliyordu. Me’mun’un birlikleri ise İran’da bulunuyordu. Şüpheli delillere dayanan bir yoruma göre Me’mun’un zaferi ile sona eren bu iç savaş Araplar’la İranlılar arasında bir milli mücadeleydi. Bu iç savaş, önceki devrin sosyal mücadelelerinin bir devamı olması, İran ve Irak arasında milli olmaktan ziyade bölgesel bir çatışma şeklinde görülmesi kuvvetle muhtemeldir. Doğu eyaletlerinin yardımını sağlayan Me’mun, bir an için merkezin Bağdat’tan Horasan’daki Merv’e naklini düşündü.

Şehrin, imparatorluğun can damarı olmasını tehlikeye düşüren bu düşünce Bağdat halkı’nı Emin’in tarafını tutmaya zorladı. Bağdatlılar şehirlerini istilacılara karşı savundular. Me’mun galip geldi, fakat Bağdat’ı merkez ve büyük ticaret yollarının kavşağı olma halinde tutmak akıllılığını gösterdi.”

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.135)