|
|
Ekonominin topluma yansıması nasıl oldu? “Bütün bu ekonomik değişiklikler halkın sosyal ve etnik grupları arasında yeni ilişkilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Savaşçı sınıf hazineden artık pay alamıyordu; eski imtiyazlarını kaybetmişti. Arap tarihçileri, bu devirden itibaren kabileler arasındaki anlaşmazlıkları pek az zikretmektedir. Halbuki kabileler arasında sükunet hasıl olmamıştı; 19. yüzyıl gibi geç bir devirde bile Suriye’de Kays ve Kelb kabilelerinden gelenlerin birbirlerini boğazladıkları görülmektedir. Tarihçilerin bu sessizliği, kabile aristokrasisinin umuma dair işlerde müdahale iktidarını kaybettiğini göstermektedir; bu aristokrasi artık büyük bir önem taşımayan mücadele ve düşmanlıklarda kabile fertlerine tesir edemiyordu. Kabile fertleri Emsâı terk etmeye başladı; bazıları tam manasıyla terk edemedikleri bedevi hayatına dönüyordu, fethedilmiş bölgelerde bir ordunun bulunduğu askeri garnizondan, içinde tüccarların ve zanaatkarların karşılıklı yardım ve dayanışmaya dayanan bir teşkilat kurdukları ticaret merkezi haline geldi. Fakat Araplar eski üstünlüklerini tamamen kaybetmiş değillerdi. Başlangıçta idari teşkilatın yüksek mevkilerini işgal ediyorlardı; hanedan Arap olma gururunu hâlâ hissediyordu. Arapça idare ve ilim dili idi. Araplar’ın teorik üstünlüğü edebi ve fikri hayatta, Arap olmayanların aynı haklara sahip olmalarını savunan Şu’ûbbiyye hareketinin doğmasına neden oldu. ‘Arap’ kelimesinde önemli değişiklik olmaktaydı. Çünkü bu devirden itibaren Araplar, ırsiyete dayanan kapalı bir sınıf olmayı terk edip bir halk haline geldiler. Mevâli de sosyal bakımdan onlar tarafından tam bir Arap olarak kabul edildi. Horasanlılar’dan meydana gelen muhafız askerleri tamamen Araplaştırıldı. Araplaştırma hareketi İran’ın batısındaki eyaletlerde terhis edilen askerlerin etrafa dağılması ve şehirler ile civar köylerde Arapça’nın üstünlüğü sayesinde hızlandı. Bu gelişme Mısır’da Koptlar ile Araplar’ın müştereken 831 yılında çıkardıkları isyanda açıkça görülür. Neticede Irak, Suriye, Mısır ve Kuzey Afrika’da yaşayan Yahudi ve Hıristiyanlar bile Arapçayı kullanmaya başladı. Arap kelimesi, yalnız bedeviler için kullanılıyordu.” (Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.133) |