Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Araplar’ın Afrika ile ticari ilişkileri

“Araplar aynı zamanda Afrika ile de faal bir şekilde ticaretlerini devam ettiriyorlar ve özellikle altın ve köle satın alıyorlardı. Batı Avrupa ile olan ticaret fetihler esnasında durmuştu, fakat Yahudiler’in bu iki düşman dünya arasında irtibat kurmalarıyla daha sonra tekrar başladı. Dokuzuncu yüzyıl başlarında yaşamış olan coğrafyacı İbn Hurdadbih, Güney Fransa’da Yahudi tüccarlarından bahseden bir pasajında şöyle demektedir: ‘Onlar Arapça, Farsça, Yunanca, Frenkçe, İspanyolca ve Slavca konuşur. Batıdan doğuya ve doğudan batıya kara ve deniz yoluyla seyahat etmektedirler. Batıdan hadımlar, cariyeler, erkek köleler, nakışlı kumaşlar, kunduz, zerdeva vb. kürkleri ve kılıçlar getiriyorlardı. Batı Akdeniz’in bir limanından gemilere biniyor ve Farama’ya geliyorlardı. Buradan ticari eşyalarını 25 fersahlık bir uzaklıkta olan Kulzum’a kadar deve sırtında naklediyorlardı. Sonra Doğu Denizi’ni (Kızıldeniz) geçerek Kulzum’dan el-Câr ve Cidde’ye geliyorlardı ve buradan da Sind, Hindistan ve Çin’e gidiyorlardı. Bu sonuncu memleketten Kulzum’a misk, sarısabır, kâfur, tarçın ve bu ülkelerin diğer ürünlerini getiriyorlardı. Kulzum’dan Farama’ya gidiyor ve tekrar Akdeniz’e açılıyorlardı. Bazıları İstanbul’a kadar gidiyor ve mallarını Rumlar’a satıyorlardı; diğerleri de mallarını Frank Kırallığı’na götürüyor ve orada satıyordu. Bazen ticari eşyalarını deniz yoluyla Antakya’ya ve oradan üç günlük yolda bulunan Câbiye’ye götürüyor ve buradan da, Fırat yoluyla Bağdat’a, Dicle yoluyla Ubulla’ya, sonra Umman, Sind, Hindistan ve Çin’e kadar gidiyorlardı.’

Endüstri genellikle mali nedenlerle devletin teşviklerini gördüğü halde ticaret bu tarzda bir kolaylık görmüyordu, hatta yolların bakımı gibi ticareti geliştirecek hususlarda bile devletin çok az yardımı oluyordu. Tüccarlar bürokrasiye karşı sabırlı bir mücadele vermek zorunda idiler. Devletin ekonomik faaliyeti önceleri hayati gıda maddeleri üzerindeki spekülasyonu önlemekten –pek tesirli olmamakla birlikte- ve pazarlarda kullanılan ölçüleri, malların kalitesini kontrol eden muhtesibi tayin etmekten ibaretti; sonraları doğrudan doğruya ticarete müdahale etti ve hatta bizzat ticaret yapmak ve bazı maddeleri tekeli altına almak yoluna geçti.”

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.130)