Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Abbasiler devrinde ticaret

“İmparatorluğun kaynakları ve Avrupa ile Uzakdoğu arasındaki transit ticaret, içte düzen ve güvenlik, Emeviler’in fasılasız savaşları yerine komşu ülkelerle barışçı ilişkiler geniş bir ticari hamleyi mümkün kıldı. İslam İmparatorluğu’nun ticari faaliyeti geniş bir sahaya yayılmıştı. Müslüman tüccarlar Basra Körfezi limanlarından Basra, Ubulla ve hatta Aden ve Kızıldeniz limanlarından Hindistan, Seylan, Doğu Hindistan ve Çin istikametlerinde ticari mallar sevk ediyordu. Müslüman tüccarlar dönüşlerinde iç tüketim ve tekrar ihraç etmek için ipekli dokumalar, baharat, hoş kokulu maddeler, kıymetli ağaçlar, kalay ve diğer lüks maddeler getiriyorlardı. Hindistan ve Çin’e giden kara yolları Orta Asya’dan geçiyordu. Bir kaynak, Çin’den getirilen ticari eşyayı şöyle sıralıyor: Hoş kokulu maddeler, ipekten mamul eşya, porselen, kağıt, mürekkep tavuş kuşları, süratli atlar, eyer takımları, para, altın ve gümüşten yemek takımları, ilaç, cariyeler, oyuncaklar, kilitler, su mühendisleri, tarım uzmanları, mermer ustaları ve hadımlar… Hindistan’dan gelenler: Kaplan, panter, fil, panter derisi, yakut, abanoz, ceviz ve beyaz sandal ağaçları. Denizcilikten bahseden Müslümanların yazdıkları bazı rehberlerden açıkça anlaşıldığına göre, Müslüman denizciler doğu denizlerini çok iyi tanıyorlardı. Zaten Arap tüccarları yedinci yüzyılda Çin’i ziyaret etmişlerdi.”

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.126)