Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Abbasiler döneminde İslam

“İhtilalin getirdiği değişiklikleri açık bir şekilde Abbasi İmparatorluğu’nun ekonomik hayatında görebiliriz. Sulanabilen büyük nehir vadilerinde yetiştirilen buğday, arpa ve pirinç, imparatorluğun önemli ürünleri arasında yer alıyordu; hurma ve zeytin ise ikinci derecede önemli besin kaynaklarıydı. İmparatorluk zengin maden kaynaklarına da sahipti. Gümüş doğu eyaletlerinde, özellikle Hindikuş Bölgesi’nde çıkarılıyordu. Bir 10. yüzyıl kaynağına göre burada kapitalist sistem çerçevesinde on bin maden işçisi çalıştırılıyordu. Altın batıdan, özellikle Nubya ve Sudan’dan geliyordu; bakır Isfahan çevresinden elde ediliyordu. Dokuzuncu yüzyılda burada bulunan maden ocakları Orta Asya ve Sicilya’dan geliyordu. İmparatorluğun çeşitli bölgelerinde kıymetli taşlar da bulunuyordu. Basra Körfezi’nde bol miktarda inci elde ediliyordu. İnşaat kerestesi batı eyaletlerinde az bulunuyor, oranın ihtiyacının bir kısmı doğu eyaletlerinden sağlanıyor, diğer kısmı da Hindistan ve çevresinden ithal ediliyordu.

Abbasiler sulama faaliyetine girişti, tarım yapılan araziyi genişletti ve bataklıkları kuruttular. Tarihçiler, verimin yüksek bir seviyeye çıktığını belirtmektedirler. İhtilal köylülere çok geniş mülkiyet hakları ve adil bir vergi sistemi getirdi. Bu sisteme göre vergi tespit edilmiş sabit bir miktar yerine ürünün yüzdesi üzerinden alınıyordu. Fakat köylülerin hayat seviyesi hâlâ çok düşüktü ve onların durumları zengin tüccar ve arazi sahiplerinin spekülasyonları ve büyük çiftliklerde köle işçilerin çalışmaya başlaması neticesinde daha da kötüleşti.

Bir Orta Çağ ansiklopedisi endüstri ve zanaatları iki gruba ayırıyor: birincisi insanın temel ihtiyaçlarını, ikincisi ise tali ve lüks ihtiyaçlarını karşılıyordu. Birincisi yiyecek, giyecek ve barınağı ihtiva ediyordu. İkincisi İslam İmparatorluğu’nda daha çok gelişmişti. Kullanılan işçi sayısı ve üretim hacmi bakımından en önemli endüstri kolu, Emeviler Devri’nde başlayan ve hızla gelişen tekstil idi. İhracat için olduğu gibi yerel tüketim için de her türlü mal üretiliyordu: Kumaş, elbise, döşemelik kumaş,  halı, yatak takımları vb. Keten kumaş, Dimyat, Tznnîs ve İskenderiye gibi üç önemli merkezde, Koptlar’ın önemli rol oynadıkları Mısır’da dokunuyordu. Pamuk, başlangıçta Hindistan’dan ithal ediliyordu; kısa zaman sonra Doğu İran’da yetiştirilmeye başlandı ve batıya, İspanya’ya kadar yayıldı. Bizans ve Sasani İmparatorluğu’ndan kalan ipek endüstrisi İran’ın Curcân ve Sîstân eyaletlerinde toplanmıştı. Hemen her yerde halı dokunuyor, ancak en iyileri Taberistan ve Ermeniye’den geliyordu. Endüstri kısmen devletin kontrolü altındaydı. Emevi hilafetinin sonlarından itibaren, halifelerin günlük ve merasim elbiselerinin, yüksek memurlara ve askeri kumandanlara ve şeref nişanesi olarak verilen hil’atlerin ve diğer elbiselerin yapıldığı tirâz atölye ve fabrikalarını devlet işletiyordu. Zanaatkarlar imal ettikleri malları, devletin tayin ettiği kimselere veya kendilerini finanse eden özel teşebbüse satmaya mecburdular. Bazı durumlarda zanaat erbabının belirli bir ücret aldıkları da görülür. Mısır’da 9.yüzyılda günde yarım dirhem verildiği tespit edilmiştir.”

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.126)