Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

2.Ömer’in halifeliği

“Ömer’in (717-720) vazifesi Araplar’ın ve imparatorluğun birliğini mevâli ile anlaşarak muhafaza etmekti. Aldığı bir seri mali önlemle krizlerin üstesinden geldi. Esas mesele Zımmiler’in büyük sayıda İslamiyet’i kabul etmesinde ve daha az vergi ödemek isteyen arazi sahiplerinin artmasında yatıyordu. Haccâc’ın bulduğu çare, mevâliyi kendi topraklarına göndermek ve bütün Müslüman ad-razi sahiplerinden tam vergi almaktı. Bu tedbir huzursuzluk yarattı ve işlemedi. 2.Ömer, haraç diye adlandırılan çok yüksek vergiden muaf tuttuğu Müslüman arazi sahiplerine öşr vergisi çıkararak güçlüğü yenmeye çalıştı. Bir vergi ile vergilendirilmiş toprakların Müslümanlara geçmesi Hicri (719) yılından sonra dikkate alınmayacaktı. Bundan böyle Müslümanlar kanuni zorunluluk sayesinde bu toprakları ancak kiralayabiliyor ve o zaman bunun için haraç ödemeleri gerekiyordu. Ömer, mevâliyi sakinleştirmek için onlara ordugah şehirlerinde yerleşme izni verdi ve aynı zamanda onları haraç ve cizyeden muaf tuttu. Böylece haraç ve cizye Müslüman olmayan arazi sahiplerine uygulanan bir nevi arazi vergisi haline geldi. Mevâli, Horasan hariç hâlâ Arap savaşçılarından daha düşük ücret alıyorlardı. Ömer, mevâliye de Suriye’deki Araplar’ın düzeyinde eşleri ve çocukları da dahil aylık ödenmesini kabul etmişti ki, bu her yerden yüksekti. Bu tedbirler, kalabalık halde çalıştıkları idari görevlerden çıkarılan Zımmiler7e karşı çok sert olan rejime yenilerini ekledi. Diğer taraftan Zımmiler, kanunun onlara empoze ettiği sosyal ve mali külfetler altına zorla itildi.

2.Ömer’in reformları harcamaları artırdı ve gelirleri azalttı. Onun idari işlerde Zımmiler7i çalıştırmayı kabul etmeyişi karışıklıklara neden oldu. Halefleri 2.Yezid (720-724) ve Hişâm’ın (724-743) devirlerinde, Emeviler’in yıkılmasından sonra da uzun zaman bazı değişikliklerle devam eden yeni bir sistem ortaya kondu.  Doğu geleneği Hişâm’ı yalnız vergilerin toplanmasıyla ilgilenen istifçi bir cimri gibi anlatır. Mevcut belgeler halifeliğin mali politikasının genel durumu hakkında bir fikir edinmemize imkan vermiyor. Bununla beraber Hişâm’ın başlıca üç eyalet valisi, Mısır’da Ubeydullah b. el-Habbâb, Irak’ta Hâlid el-Kasri ve horasan’da Nasr b.Seyyâr’ın politikaları hakkında bilgimiz vardır. Bunlar bize Emevi hilafetinin son devir tablosunu çizmemize imkan vermektedir. Yeni düzen kanuni temel üzerine kuruluyordu, buna göre haraç arazi sahibine değil, araziye çıkarılıyordu. Bundan böyle sahibinin dini yahut milliyeti ne olursa olsun haraç arazisi bütün vergi yükünü taşıyordu. Halifeliğin başlangıcında meydana getirilmiş olan öşürlü arazi daha az vergi ile vergilendirilmeye devam edecekti, fakat arazi daha büyüyemeyecekti. Diğer taraftan Zımmiler cizye yahut arazi vergisi ödemek zorunda idi. İslami hukukun dini kaidesi haline gelmiş olan bu yeni sistem, eyalet valilerinin yanında bulunan ve araştırma ve sayımla vazifeli mali işleri yürüten memurlar tarafından yeni gelir kaynakları bulmak gayesiyle kuvvetlendirildi.

Hişâm’ın ölümünden sonra Arap İmparatorluğu süratle çökmeye başladı. Kabileler arasındaki mücadelenin şiddetlenmesi, Şii ve Harici muhalefetin yıkıcı bir hal alması sebebiyle 744’ten itibaren merkezi hükümetin yetkileri artık Suriye’de bile tanınmıyordu. Emevi halifelerinin sonuncusu olan 2.Mervan (744-750) akıllı ve muktedir bir halife id, fakat hanedanı kurtarmak için çok geç kalmıştı.”

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.111)