Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Emevi yönetiminin zayıf yönleri nelerdi?

“Emevi idaresinin başlıca zaafı, Arap kabileleri arasında ardı arkası kesilmeyen mücadelelerden ileri geliyordu. Arap milli geleneği, kabileleri kuzey ve güney olmak üzere iki büyük kısma ayırıyordu. Bu kısımların her biri, aynı grubun içindeki farklı kabilelerin karşılıklı ilişkilerini ve onların ortak bir atadan geldiklerini gösteren geniş bir şecereye sahipti. Daha İslam öncesi Arabistanı’nda sık sık çıkan anlaşmazlıklar birbiriyle komşu olan kabileler arasında görülüyordu. Büyük kabile grupları arasındaki düşmanlıklar fetihlerin sonucunda ortaya çıkmıştır. Emsâ7da Araplar, kabilelerin yatkınlık derecelerine göre belirli yerlere yerleştiriliyordu. Bu parçalar coğrafî temelden yoksun ve fakat bir mozaik şeklinde rakip birlikleri meydana getiriyordu. Soy kütükleri muhtemelen itibari idi, bununla beraber tarihi önemi bakımından Emeviler devri’nde Arap yaşayışına onlar yön veriyordu. Kuzey ve Güney Arapları arasında oldukça belirsiz bir mücadelenin ilk işareti Muaviye zamanında görülmekledir. Kabiller arasındaki geçimsizlik hızla yayıldı ve tıpkı Yezid’in ölümünde olduğu gibi merkezi hükümetin zayıf olduğu zamanlarda zora başvurdu. Yezid öldüğü zaman kuzey kabilelerinin en önemlilerinden birisi olan Kays, Yezid’in halefini tanımayı reddetti ve İbn Zubeyr tarafına geçti. Emeviler, güney kabilelerinden Kelb’in yardımıyla onları Merc-i Râhit’te mağlup edebildi. Böylece açıkça mücadeleye giren Emevi hanedanı tarafsızlığını kaybetmiş ve bir kör dövüşünün içine düşmüştür. Abdülmelik’ten sonra gelen halifeler genellikle biri yahut diğerinin tarafını tuttu ve halifelik kabilevi mücadelenin içine girerek dejenere oldu, Derinlere kök salmış ve uzayıp giden mücadelenin geleneğin hayali şecerelerinden daha çok ciddi nedenlere bağlı olması gerektiği olasılığı mevcuttur. Analaşmazlık, çoğunlukla güney kabilelerine mensup olan ve fetihlerden önce fethedilecek ülkelere sızmış bulunan Araplar ile büyük bir kısmını kuzel kabilelerinin meydana getirdiği ve İslam ordularıyla gelmiş olan Araplar arasında menfaat çatışmalarından ileri gelmektedir. Bu teşhis, güney kabilelerinin büyük bir kısmını Şi’a propagandasına açık olmalarına ve mevâli ile belirli bir çıkar birliğine dayanıyordu.”

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.107)