|
|
|
Amerika Yerlilerinin Özdeyişleri
İnanıyorum ki, kalplerimizi birbirimize biraz daha açarsak daha fazla kan dökülmesini, daha fazla acı çekilmesini önleyebiliriz. Kızılderilinin dünyayı nasıl gördüğünü size söyleyeceğim. Beyaz adam gördüklerini anlatmak üzere çok kelimeye sahiptir. Beyaz adam çok konuşur, fakat gerçeği söylemek için çok kelime gerekmez. Hinmaton Yalatkit, Nez Perce Kabilesi
Biz Batı Yarımküresi’nin yerli halkıyız. Yeryüzünün bu yakasında on binlerce yıldan beri yaşıyoruz. Ne zamandan beri buralarda olduğumuzu kesin olarak bilen yoktur. Ecdadımızdan bugüne gelen rivayetlere göre, bizim tarihimizin başlangıcı zamanın başlangıcına kadar gider. Zamanın başlangıcında, yaradılış vaktinde halkımız yeryüzüne geldi. Öğretmenimiz yoktu, eğitmenimiz yoktu, okulumuz yoktu. Yüzümüzü kâinata çevirip baktık. Bizler tabiat üzerine çalıştık. Tabiatı kopya ettik. Bütün medeniyetimiz tabiatın verdiği dersler üzerine inşa edilmiştir. Zamanın başlangıcında bizim öğretmenimiz tabiat olmuştur. Dinimizi de o vakit bulduk. Böylece hayat yolumuzu tabiatın rehberliği altında çizdik. Atalarımızdan devraldığımız bu sistemi hiç değiştirmeden muhafaza ettik. Taa 1492’ye kadar... O tarihten itibaren atalarımızın hukuku değişmeye başladı. Bizi idare eden binlerce yıllık bu hukuk mükemmeldi. Bu hukukun kanunları yazılı değildir. Bugün ülkemizin her tarafında tarihçiler, antropologlar kazı yapıyor, Batı Yarımküresi’nin tarihini araştırıyorlar. Bir tane bile hapishane bulamadılar. Tımarhane bulamadılar. Birçok farklı dil konuşan, farklı kabileler halinde yaşayan bunca insan, bu çeşit kuruluşlar olmaksızın nasıl idare olundu? Sonra, o hukuk ile sürüp gelmiş idaremiz bozuldu. Hayat bizim için 1492’den önceydi. Batı Yarımküresi’nin yerli halkı dindardı. Bir gün bize, bu dinin doğru olmadığı, bugünkü dünyada geçerli sayılmadığı söylendi. Geçerli olan dini kabul etmeye zorlandık. Aramızdan birçok insan Hıristiyan oldu, atalarının dinini terk etti. Hâlâ doğayı seyrediyoruz. Küçükler nasıl büyüyor görüyoruz. Hâlâ binlerce yıllık yasalarla idare olunan ördekleri, kazları görüyoruz. Hayvanlar, zamanın başlangıcında kendilerine verilen kanuna boyun eğiyor hâlâ. Hayatın büyük kanunu zamanın başlangıcında bütün yaşayanlara verilmişti. Bütün evren o kanuna hâlâ uyuyor. Ağaçlarda, meyvelerde hiçbir zaman başarısızlık göremezsiniz. Ağaç meyveyi vereceği mevsimi şimdiye kadar hiç şaşırmadı. Hayvanlar asla yanlış yapmadı. Nasıl yaratıldılarsa o usul üzere devam ediyorlar. Yaratıklar arasında insanoğluna verilen hayat kanunu nedir? Evreni görüyoruz. Hayat, dairedir; başı ve sonu ölçülemeyen bir daire. Phillip Dere, Creek Kabilesi
Tanrı Kızılderili ülkesini yarattı ve ir yorgan gibi yere serdi. Üzerine bizi yerleştirdi. Biz bu ülkede yaratıldık. Irmağın akmaya yeni başladığı zamandı o. Sonra Tanrı ırmakta balığı, dağda geyiği yarattı. Beyaz adamın gelişinden çok önceydi. Menincock, Yakıma Kabilesi
Bütün ateşler yanmaya başladığı zaman aynı boydadır. Atasözü, Seneca Kabilesi
Ben doğanın geniş kucağında doğdum. Ağaçlar bebek vücudumu korumasına aldı, mavi gök üstümü örttü. Ben doğanın çocuğuyum. Daima ona saygı duydum. Onun engebeleri, elbiseleri, alnının çevresindeki çelengi, mevsimleri, heybetli meşeleri ve daima yeşil saçları –toprağı sarıp sarmalayan lüle lüle saçları- hepsi benim bitip tükenmez sevgimi besler. Ne zaman doğaya baksam, göğsüm, okyanusun kıyılarında coşan dalgalar gibi, sevinç duygularıyla kabarır. Beni onun kucağına yerleştiren Yaratıcı’ya dua ve şükrederim. Türlü zenginlikle kuşatılmış saraylarda doğmanın iyi bir şey olduğu sanılır, fakat tabiatın kolları arasında doğmak bence ondan daha iyidir. Altın sütunlar dikilmiş mermer saraylar yerine, başımın üzerinde gökyüzünün geniş çatısı ve orman ağaçlarının dev kolları ile sarmalanmış olarak bu yerde doğmuş olmaktan daima gurur duydum. Tabiat daima tabiat olarak kalacaktır. Halbuki saraylar çöker, yıkılır, harabeler haline gelir. Evet, Niyagara binlerce yıl Niyagara olarak kalacak. Alnındaki gökkuşağı çelengi güneş parladığı, ırmak aktığı sürece var olacak. Halbuki insan elinin yaptığı eserler, çok iyi korunmuş, bakılmış bile olsalar tozların arasında silinip harap olacaktır. Kahgegagahbowh, Ojibway Kabilesi
Hikmet, ancak, onu aramaktan vazgeçip Yaratıcı’nın senin için uygun gördüğü hayatı yaşamaya başladığında gelir. Atasözü, Hopi Kabilesi
Ben ırk farklılıkların anlamam. Ben Kızılderili’yim. Çünkü yüreğim Kızılderili. Çünkü Toprak Ana ile akrabayım. Çünkü insanları seviyor, gözetiyorum. Çünkü savaşçı bir kadınım. Çünkü doğadaki muhteşem dengeye inanıyorum. Bunun için Kızılderili’yim; yoksa yalnızca ana-babamdan Kızılderili kanı aldığım için değil! Oh Shinnah, Apache Kabilesi
Yeryüzü ve ben iki ayrı şey değil, biriz. Toprak ile ben aynı hamurdanız. Hinmaton Yalatkit, Nez Perce Kabilesi
Yeryüzüne iyi muamele et! O babanızın malı değildir., onu çocuklarımızdan ödünç aldınız. Atasözü, Kabilesi bilinmiyor.
Ben rüzgarın hür estiği, gün ışığının önünü kesen hiçbir engelin varolmadığı bozkırda doğdum. Ben herkesin, her şeyin özgür nefes alıp verdiği; duvarla, çitle, telle çevrilmemiş bozkırda doğdum. Orada ölmek istiyorum. Duvarların arasında değil! On Ayı, (Comanche) Komançi Kabilesi
Dikkat ettiniz mi Kızılderili her şeyi halka içinde yapar. Çünkü dünyanın gücü daima halkalar içinde kendin gösterir, her şey dönmeye gayret eder. Bir zamanlar, mutlu ve güçlü günlerimizde bütün kuvvetler bize kutsal bir çemberden gelirdi, o çember kırılmadığı müddetçe milletimiz bayındır yaşadı. Evet, dünyanın gücü daire şeklinde çalışır. Gökyüzü yuvarlaktır, yeryüzünün de top gibi yuvarlak olduğunu duydum. Yıldızlar da yuvarlaktır. Büyük güç rüzgar döne döne eser. Kuşlar yuvalarını daire şeklinde yapar, onların inancı da bizimkinin aynıdır. Güneş göğün bir ucundan öteki ucuna gider, gelir, çember çizer. Ay da öyledir ve ikisi de yuvarlaktır. Mevsimler büyük bir daire içinde değişir, oldukları yere daima geri gelirler. İnsanoğlunun hayatı çocukluktan çocukluğa bir büyük dairedir. Her şey devr-i dâim eder. Kara Geyik, Siyu Kabilesi
Arkamdan yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. Yanımda yürü, böylece ikimiz eşit oluruz. Atasözü, Ute Kabilesi
Zamnın başlangıcında davullar vardı. Dünyanın temposunu tutuyorlardı. Göğün gürlemesi, kıyılarda düzenini hiç şaşırmayan gelgit, birinden birine yavaşça geçiveren dört mevsim, kuşların göç edişi, kış uykusunda yatan hayvanlar... Akıl ermez ama her şey zamanını bilir. Bileğinizdeki kalp atışlarını dinleyin. İşte o hayat davulunun vuruşudur. Tempoda aksaklık varsa hastasınız demektir. Jimalee Burton, (Cherokee) Çeroke Kabilesi
Yaratıcı’nın tuttuğu tempoyu kaybederseniz, hayatın ve barışın temposunu da kaybettiniz demektir. Atasözü, (Cheyenne) Çeyen Kabilesi
Kuvvet istiyorum; kardeşimle dövüşmek için değil, en büyük düşmanımla, kendimle dövüşmek için istiyorum. Atasözü, kabilesi bilinmiyor
Hayat kumaşını insanoğlu dokumaz. Fakat her birimiz onun içinde bir ipliğiz. Kumaş için ne yaparsak, kendimiz için yapmış oluruz. Her şey birbirine bağlıdır. Seathl, Suqwamish-Duwamish Kabilesi
Bilin ki, bizler sevgi adına elimizdekileri paylaşmaya hazırız. Atasözü, Seneca Kabilesi (Mi Taku Oyasin, Kızılderili Hikmetleri, Ayşe Göktürk Tunceroğlu, Alfa yayınları) |